i
El ve Ev Yapimi Otelimize Hosgeldiniz...
Ailemize hosgeldiniz... Ailenin kizlari Ebru (en solda), Hale (en sagda) ve ebeveynler Midori ve Atakan Öztaylan (ortada) olarak karsinizdayiz.
Buraya gelerek hayatlarinin en dinlendirici ve keyifli tatillerini geçiren pek çok konugumuz, böylesine güzel bir yeri nasil buldugumuzu, sonra da ne yolun, ne elektrigin, ne de suyun kisacasi modern hayatin nimetlerinin hiçbirinin olmadigi bu bakir köseye kendi çabalarimizla bu oteli nasil yaptigimizi bize sorup dururlar.
Iste
hikayemiz söyle basliyor:
Atakan
Bey, 1987 yilinda bir arazi almayi kafasina koyar. Türkiye'de arazi almanin
zorluklarina bilmesine ragmen, yine de Akdeniz ya da Ege kiyilarinda hala
bakir ve kesfedilmemis pek çok yerin oldugunu düsünmektedir.Bu
amaçla arabaya atlayip tüm Akdeniz kiyilarini dolasir. Ancak yolculuk
pek de umdugu gibi gitmez, çünkü hayalinde canlandirdigi
yeri bir türlü bulamaz. En sonunda Bodrum'a gelir. Gölköy'e
geldiginde artik fikrinden caymis, eve dönmeyi düsünmektedir.
Bir pansiyonda dinlenip son çayini yudumlarken, yine de son bir kez
sansini denemek ister ve köylülere bildikleri satilik bir arazi
olup olmadigini sorar.Köylüler düsünürler, tasinirlar:
"Valla abi, su arkada, çomça'da bir arazi var ama orda
ne yol var ne birsey.Sen yine de bi bak istersen..."
derler.
Atakan Bey araziyi görmek ister, ne de olsa o kadar yolu gelmistir artik.
Cennet Koyu'nu, köylülerin deyisiyle Çomça'yi görünce
buraya asik olur. O zamanlar Cennet Koyu çok eski bir çam ormaniyla
kaplidir ve bugünkünden daha da güzeldir. Yapilasma da yasaktir.Atakan
Bey "en kötü ihtimalle emekli olunca buraya ufacik bir kulübe
yapar, burada yasarim" diye düsünür ve araziyi satin alir.
Ne yazik ki 1989 Cennet Koyu'nda piknikçilerin sebep oldugu bir yangin
çikar ve orman kül olur. Yangindan bir süre sonra koy, turizme
açilir.
Otelin yapimi oldukça uzun zaman alir. Atakan Bey büyük fedakarliklarla
ve çok çalisip, küçük fabrikasindan kazandigi
neredeyse tüm parayi buraya yatirarak oteli tamamlar.En sonunda 1997
yilinda, fabrikasini kapatir ve esi Midori Hanim ve köpegimiz Ramo ile
Bodrum'a tasinirlar.


Ilk geldiklerinde otel oldukça kötü durumdadir ve yapacak çok ama çok is vardir. Atakan Bey'le Midori Hanim çalismaya baslarlar. Burada inanilmayacak derecede zor isler basarirlar, yeri geldiginde en agir makinalari kaldirmaktan bahçedeki tüm bitkileri dikmeye dek her isi yaparlar. 1999 yilinda çocuklari da onlara katilir. Hale burada kalir, Ebru ve Ayse de dönem dönem gelip islere yardimci olurlar.
"Oteli açmak neden bu kadar uzun sürmüs?" diye düsünebilirsiniz. Yangindan sonra devlet bu doga harikasi koya balik çiftliklerinin yerlesmesine izin verir ve denizi kiralar. Atakan Bey de bu güzelim koya zarar veren balik çiftliklerine hatta yeri geldiginde bazi makamlara dahi davalar açar. En sonunda da basarili olur. Su anda Cennet Koyu'nda balik çiftlikleri bulunmuyor ve deniz kendini neredeyse tamamen temizlemis durumda.

Ailece otelimizi bugünkü haline getirmek bizzat için çok çalistik,bitkiler diktik, boyasini yaptik, eksiklerini insa ettik, hala da çalisiyoruz. Buraya tüm çabamizi ve sevgimizi verdik. Dolayisiyla burasini artik bir otel olarak degil, neredeyse tamamini kendimizin yaptigi " evimiz " olarak görüyoruz. Otelimiz, sahiplerinin kimbilir nerede olduklari, bir otel müdürü ve personeli tarafindan isletilen bir yer olmadigindan, konuklarimizi da "gerçek birer misafir " olarak agirliyoruz, baska türlüsünü zaten düsünemiyoruz.
Özgeçmislerimize
gelince...
Atakan
Bey 1940 dogumludur ve elektrik mühendisidir. Buraya gelmeden önce
Istanbul'da bir seloteyp fabrikasi vardi. Mekanik dehasi, akliniza gelecek
herseyi onarabilmesi ya da bastan yapabilmesi sayesinde otele ilk geldiklerinde
pek çok zor isi bizzat halledebilmistir.
1941
dogumlu olan Midori Hanim Japon'dur ve usta bir asçidir, ayni zamanda
bahçe islerinden de çok iyi anlar. Yemek pisirmeye büyük
ilgisi sayesinde Türk ve Japon yemeklerini mükemmel pisirebilir.
Daima yemek pisirmeyle ilgili her türlü yayini okur, programlari
izler, notlar alir. Dogu ve bati mutfaklarinin senteziyle yarattigi füzyon
yemekler gerçekten de agizlara layiktir.( Biz de son derece sansli
bir aile olarak bu yemekleri afiyetle yeriz.) Bitkilerle iliskisine gelince...
Bitkilerle siradisi bir iletisimi oldugunu düsünürüz,
sanki ne hissettiklerini ve ihtiyaçlarini hisseder, neredeyse diktigi
her bitki tutar ve kolaylikla gelisir.Ayni zamanda tecrübeli bir Ikebana
( japon çiçek düzenleme sanati) ögretmenidir. Japonya
ve Türkiye'de uzun yillar ders vermistir.
Ailenin
kizlari Hale ve Ebru genç görünürler ama hiç
de genç sayilmazlar. Genç görünmelerini saglayan saniriz
ki Japon genleridir. Hale 1977 dogumludur, Ebru ve ikiz kardesi Ayse ise 1974
dogumludurlar. (daha da yaslaninca bu satirlari silecegiz herhalde...) Hale
Isviçre'de ve Avustralya'da otelcilik egitimi almistir. Istanbul'da
bir süre çalistiktan sonra ise Bodrum'a tasinmistir. Ayni zamanda
lisansli bir dalgiçtir ve dalmayi çok sever.
Ebru
Istanbul'da Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi, tiyatro için
sahne dekoru ve kostümü tasarimi bölümünden mezun
olmustur. Filmlerde ve TV dizilerinde sanat yönetmeni olarak çalismanin
yanisira, vitrin tasarimlari ve çocuk kitaplari için illüstrasyonlar
yapmistir.Simdiye dek dördünün hikayesini kendisinin yazdigi
onbes adet kitabi yayinlanmistir. Oteldeki duvar resimleri, asansör resimleri
ve oda numaralari kendi eserleridir. Ebru sizleri ağırlamaya başladığımızdan bu yana otelde olup, şimdi İstanbul'da yaşamaktadır.

Ebru'nun
ikiz kardesi Ayse, İTÜ İşletme Mühendisliği'ni bitirdikten sonra İngiltere'de Stratejik Pazarlama üzerine master'ını tamamlamış, daha sonra Istanbul'da uzun bir süre pazarlama araştırması sektöründe yönetici olarak çalışmıştır. 2006 yılında ise Bodrum'a taşınmıştır.
1963
dogumlu agabeyimiz Merih de ailesiyle Istanbul'da yasamaktadir. Bogazici Elektronik
Bölümü mezunu olan Merih, reklam filmleri ve sinema sektörü
için "bilgisayar efektleri tasarimcisi " olarak çalismaktadir.
Basarili çalismalarindan dolayi yurtdisinda ödül de kazanmistir.
Ve
köpeklerimiz Ramo, Poch ve Kuri. Büyük bir ihtimalle Poch disindaki
hiçbiriyle tanismayacaksiniz. (Köpeklerimizi merak eden hayvansever
konuklarimiza sadece Poch'u tanistiriyoruz).Nedeni ise Rottweiller olmalari
ve size bizim kadar konukseverce yaklasmayacak olmalari. Ailelerini ve topraklarini
(alanlarini) korumak için son derece kuvvetli içgüdülere
sahipler.Oteldeyken bazen havladiklarini duyacaksiniz ama bilin ki onlar sadece
oteli (ve dolayisiyla içinde bulunan sizleri) korumak için havliyorlar.Onlar
ailemizin diger üyeleridirler ve onlari herseyden daha çok severiz.
Hayvan besleyen konuklarimizin bizi bu konuda çok iyi anlayacaklarini
biliyoruz

Iste
bizim hikayemiz...
Umariz bir gün sizinle burada tanisiriz ve misafirimiz olursunuz. Otelimizdeki kalisinizi keyifli kilmak için elimizden geleni yapagimiza emin olun. "Konuk" ve "evsahipleri"nden öte, iyi birer dost olabilmek dilegi ile...

